Karahüyük İlkokulu'nda Cumhuriyet Bayramı‏
 

KARAHÜYÜK İLKOKULU'NDA CUMHURİYET BAYRAMI‏

Yayın Tarihi : 13/07/2016 - 16:46
Karahüyük İlkokulu'nda Cumhuriyet Bayramı‏
Karahüyük İlkokulu'nda Cumhuriyet Bayramı‏

Müfettişler sınıflara dağıldılar. 

Üç sınıfa birer  müfettiş.

Kapı açıldığında sınıfım ayağa kalktı. 

- Günaydın çocuklar.

- Sağolll.. diye yanıtladı öğrencilerim.

 Az önceki duygu dolu halimden kurtulup, sınıfıma dönmeliydim. Emirdağ / Suvermez Köyü İlkokulunda beni en acımasızca eleştiren, canımı yakan müfettişim Karahüyük İlokulu'nda sınıfımda.Beni teftişte. Özellikle benim sınıfıma geldiğini düşünüyorum. İçimde kocaman bir keder var.Gözlerimden belli oluyor ağladığım. Belli olmasını hiç istemediğim halde. Diğer iki müfettiş Emine Seyman ve Neslişah Sülük öğretmenlerin sınıfına girdiler diye düşünüyorum. Sonunda göz göze geliyoruz, müfettişle.Öfke dolyum, ama belli etmemeye çalışıyorum.

 Bende şans mı var ?

Ama şansımı değiştirmek zorundayım.

Olanca kibarlığımla ;

-Müfettiş bey, hoşgeldiniz sınıfıma, bunlar plan defterlerim, bunlar öğrenci tanıma dosyalarım. Sınıf mevcudum 34 . Gelenler 27 kişi. Diğerleri yok yazılı. Gelmeyenler bağda bahçede çalışıyorlarmış. Müdire hanımın bilgisidir. Ben daha velilerin hepsini tanımıyorum.

Beni dikkatlice dinleyen müfettiş sonunda ;

- Dur bakalım Zehra öğretmen, bu ne böyle makinalı tüfek gibi. Biraz soluk al bakalım. Geçmişte yaşadığımız o nahoş hadiseyi unutalım. O Emirdağ Suvermez Köyü İlkokulu'nda kaldı. Burası Karahüyük İlkokulu. Ben kindar değilimdir. 

-Müfettiş bey bunları tenefüste konuşalım. Ben sınıfımın seviyesini tespit etmek istiyorum, sizin gözünüzün önünde. Öğrencilerimin yıl sonundaki durumlarını daha iyi değerlendirmeniz için. Benim çalışmalarımı tespit etmeniz için, en çok bunu istiyorum.

Buz gibi bir hava esti aramızda. 

- Peki , hadi bakalım şu seviyeleri bir tespit edelim, de görelim ne var ne yok ?

- Günlük defterlerinizi çıkarın bakalım çocuklarım, benim söylediklerimi yazın. Müfettiş bey sizlerin yazılarınızı görmek istedi.

 Sınıfta hareket başladı. Ve ben onlara daha da yaklaşarak , gülümseyerek;

- Andımızı yazacağız dedim.

 Bebeler gülüştüler. Örtmenimm , ondan kolay ne var, yazarız. Ezbere biliyoruz. 

- Hayırrr dedim. Ben söyleyeceğim sizler yazacaksınız. Çocuklarımla anlaştık. 

Müfettiş beni izliyordu. Göz ucuyla, ben de onu izliyordum.

- Bir dakika çocuklar, öğretmeninizin dediğini değil, benim söylediklerimi yazacaksınız.

Şaşırmıştım, donup kaldım. Ses çıkarmadım. Çocuklarım bana bakıyorlardı. Gülümseyerek işaret ettim gözlerimi kapattım, başımı salladım. 

- Evett, müfettiş bey ne diyorsa onu yazacağız. Şimdi öğretmenimiz o.

- Yazın bakalım çocuklar, bir yılda kaç mevsim ve kaç ay var, bunların adları nelerdir.Hangi ay kaç numaralıdır ?

Sırayı bozmadan yazacaksınız ama.Birinci aydan başlayarak.Ardından haftanın günlerini yazacaksınız.

*****

Zil çaldı, sınıfımda yazısını bitirenler defterlerini masama bırakıp çıktılar. Bir kaç öğrencim hala yazıyordu. Müfettiş onlar da diğer derste devam etsinler. Buyrun müdür odasına dedi. Öğrencilerimi dışarı çıkardım.

- Müfettiş bey, sınıfımda kalmak istiyorum. Söyleyecekleriniz burda söyleyin dedim.

- Peki zehra öğretmen, ama  bir şartla. Burada teftiş veren sizsiniz, ben teftişi yapan. Burda kuralları ben belirlerim, geçmişte yaşadığımız o sıkıntılı Suvermez Köyü İlkokulu teftişlerini ikimiz de unutacağız, burda yeni bir sayfa açacağız.Yoksa burada da ben size yardımcı olamam.

Çok can sıkıcı bir konuşmaya tanık oluyordum. Sanki ben  çalışmayan, görevden kaçan , öğrencilerine kötü davranan bir öğretmenmişim gibi, davranmıştı bana.Müfettiş kendi açısından bakıp, önyargılı konuşuyor, aklı sıra beni suçlu göstermeye çalışıyordu.

 Ben sadece birinci sınıfı ilk kez okutan, deneyimi olmayan, acemi ve çok genç bir öğretmendim. Öğrencilerimi  çok iyi yetiştirmekten başkaca bir derdim yoktu.Çalışıyor, çabalıyordum. Ve müfettişim bunu biliyordu  bilmesine ama , bana karşı hasmane bir tavrı vardı, nedenini  anlayamıyordum. Kendimi topralayıp sordum;

- Müfettiş bey, neden beni sürekli eleştirip, yaptıklarımı ve çalışmalarımı küçük gördünüz, ben bunun nedenini öğrenmek istiyorum , dedim.

- Sizi , eleştirmedim, yaptıklarınızı ve çalışmalarınızı küçümsemedim; mesele sizin dik başlılığınız.Dediğim dedik tavrınız. Siz hem tecrübesiz, hem dik başlı olunca, karşınızdakilere meydan okudunuz.Nerdeyse sizin anne babanız yaşındaki öğretmen arkadaşlarınızla konuşmadınız, onlara küstünüz. Okulun birlik ve beraberliğini bozdunuz. Sınıfınızı diğer sınıflardan ayrı tuttunuz. Müdür bey araya girmeseydi sizin hakkınızda soruşturma açacaktım. Siz bu konuda müdürünüze dua edin.

- Müfettiş bey, benim müzik dersi yapmam, sınıfmla koro kurmam, folklor oynatmam mı suç sayılmıştı ? Bunlar bir  öğretmenin yapması gerekenlerdir. Ben öğretmen okulunda müzik dersini mandolinle yapmam için altı yıl boyunca , mandolin çalmasını ders olarak öğrendim.Ben aldığım eğitimi uyguluyorum. Ve müzik dersi böyle işlenir.

Aramızdaki gerginlik tırmanıyordu. Müfettiş masamdan hızla kalktı ve bana olanca öfkesiyle sesini yükseltere;

- Milli , manevi    değerlerimizi öğretin. Bırakın bu çalgı - çengi işlerini. 

Son derece saygılı ve kibar bir tavırla yanıt verdim.

- Ben  ders programlarımızın dışına çıkmıyorum ki ; ünitelerimizde ne varsa onu öğretmeye çalışıyorum. Milli, manevi  değerlerimizi de son derece titiz bir şekilde öğretiyorum.  Ayrıca siz bana böyle sesinizi yükselterek bağıramazsınız. 

Müfettiş  sınıfımdan öfkeyle çıktı. Donup kalmıştım. Bu kadar öfke duyulacak ne yapmıştım ? Lanet olsun , diyebildim.

****

 Hızla bahçeye çıktım. Öğrencilerim bahçede koşturuyorlardı. Aralarına katıldım. Etrafımı saran öğrencilerimden bazıları benim elime sarıldılar. 

- Öğretmenim müfettiş sizi neden ağlattı, biz onu hiç sevmedik. Bıyıkları niye öyle aşağıya doğru sarkıyor ?

- Şiiiittt, çok ayıp, bir müfettiş için böyle söylenmez, çok ayıp çok , bir daha duymayayım. O benim de öğretmenim, bazen öğretmenler, öğrencilerine kızarlar. Onun için bundan sonra çok çalışıp, öğretmenimizi üzmeyeceğiz, anlaştık mı ?  

- Anlaştıkkk...

- Haydi o zaman sınıfa, koşturmadan ,usulca ve birbirinizi itmeyeceksiniz. Hadi göreyim sizi, herkes sizin çok kibar çocuklar olduğunuzu görsün. Beni mahçup etmeyin.Akıllı ve çalışkan çocuklarım benim..

****

Sınıfa girdiğimde çocuklar  sessizce oturuyorlardı. Masama geçip defterlerini kontrol etmeye başladım. Müfettiş sınıfıma bir daha gelmez diye düşünüyordum. Öğrencilerimden bazıları  günleri yazarken şaşırmışlardı. Pazartesi yerine bazarertesi yazmışlardı. Yerel şive ile söylendiği gibi. Bazarertesi. Güldüm. İrelde diyen benzinci geldi aklıma. İleride diyeceğine , yerel şive irelde söylemesi bir anda tüm kederimi alıp götürdü güldüğümü gören öğrencilerimle birlikte keyiflendik.Öğrencilerim, ayları sıra ile yazmışlardı, ama kaçıncı ay olduğu konusunda yanlışlar vardı. Eksik yazanlar da çıkmıştı. Defterleri dağıttım. Türkçe kitaplarınızı çıkartın bakalım. Cumhuriyet şiirini açın. Hepiniz bir kere sessizce okuyun, sonra sıra ile sesli okutacağım. Ama bir kez ben sesli okuyayım. Siz beni can kulağıyla dinleyin. Tamam mı ?

- Tamamm..

Şiirin ortasına geldiğimde , sınıfın kapısı hızla açıldı. Öğrencilerim ayağa kalktılar. 

- Oturunn.. 

Müfettiş tekrar sınıfımdaydı. Olanca saygılı bir tavırla;

- Müfettiş bey , defterlerini kontrol ettim. Hatalı ve yerel şive ile yazanlar var. Onun dışında bir eksiklik yok dedim.

- Defterleri tekrar toplayın, bir de ben bakayım. Seviyelerini görelim.Sonra ikimizin de başı ağrımasın.

Defter konrolü bitmeden , zil çaldı teneffüse çıktık. Müfettiş hala daha defterlere bakıyordu. Çocuklarımı dışarı çıkardım. Bahçede birlikte yakan top oynamaya başladık.Müdiremiz  Emine hanım , yanıma geldi. 

- Neler oluyor ? Aman bu müfettişle takışayım deme, sen zararlı çıkarsın. Emirdağ'da yaşadıklarınızı az çok biliyorum, ama müfettiş başka şeyler de söyledi. Sen de çok diklenmişsin. Bundan çok şikayetçi. 

- Bak müdürüm, ben çok çalışkan ve sabırlı bir öğretmenim. Bana ne görev verirseniz yaparım. Ama kimse beni azarlayamaz. Bana bağıramaz. Müfettiş bey ile kalemimiz bir kere kırıldı. Barışı o yok etti. Ama ben asla saygısızlık etmedim. Etmem de. Sizi mahçup etmeyeceğimden emin olunuz. Yıl sonunda göreceksiniz, sınıfım gerçekten de çok başarılı olacak.

****

Müfettişler Hasayaz Nahiyesi'ne yola çıkarken üç öğretmen  onları uğurladık. Ben de müfettişlerle tek tek toklaştım.

 Müfettişim ; sınıfınızın seviye tespitini ancak yazılı ifadeleri ile kontol edebildim. Yarın Hasayaz'dan dönerken tekrar uğrayacağım. 

Hasayaz ile Karahüyük arası çok yakındı. İşkence yarın da sürecekti. 

Piyango burda da bana vurmuştu.

****

Cumhuriyet Bayramı töreni için öğretmenler kararlaştırdığımız gibi benim sınıfım koro olarak Ankara Marşını ve iki türkü söyleyecekti. Balıkesir yolunda ve Yandım Ayşem türküleri..

Ankaranın taşına bak, gözlerimin yaşına bak.

Emine hanım ve Neslişah öğretmenlerle birlikte Karahüyük Köyü İlkokulunda dayanışmanın tarihini yazmaya kararlıydık. 

Müfettişim şunu görmeliydi; 

" Ben çalışkan, üretken , öğrencilerini ve öğretmen arkadaşlarını seven genç bir öğretmendim. İdeallerimden asla vazgeçmeyecektim.Köylülerle ve muhtarla çok iyi anlaşacağımız daha ilk günlerde belli olmuştu. Muhtarın köylü ile olan diyaloğu hepimizi mutlu ediyordu. Biz öğretmenler olarak bu yola baş koymuştuk. Öğrencilerimi çok seviyordum. Tipik bir Ankara şivesi ile yaptıkları konuşmalarla keyifleniyor gülüyordum.Defter yaprağına " dal " kalemim kayboldu diyeceklerine," galemimi yitürdüm  "   demeleri beni gülümsetiyordu. 

Sınıfımda en çok kara gözlü Kader ile mutlu oluyordum.Kader artık geceleri benimle birlikte kalmaya başlamıştı. Lojmanda  yalnız kalmaktan , biraz ürker olmuştum. Kader ile ders yaparken , yarın beni tahtaya kaldır emi öğretmenim diye tembih ediyordu.

Kader'in evi ile lojman karşı karşıyaydı. Ara sıra annesi elinde sıcacık bazlama ekmeği ile bizi ziyarete gelir, yarenlik ederdi.

Cumhuriyet Bayramı'nı coşku ile kutladık. Tüm öğrenciler, Karahüyük Köyü Muhtarı ve Köylüler okulun bahçesine doluşmuşlardı. Elimde mandolinimle beni izleyen köylüler , biraz şaşkınlıkla baktılar. Onlar da bu çalgıcı öğretmene alışacaklardı.

Yarın Hasayaz'dan gelirken uğrayacağım diyen müfettişim beni unutmuştu. Ben de bu unutulmaktan son derece mutluydum. Sınıfımın seviyesini yükseltmek, onlara çok özel bir öğretmen olmak için kendime söz vermiştim. Gerisi önemli değildi. Ben yolumu çizmiş, öğerncilerim ve arkadaşlarımla zaten çok güzel bir ahenk yakalamıştım. Cumhuriyet Baryamı kutlamalarının coşkusu hepimizi birbirimize daha da kaynaştırmıştı.Müfettişin ne diyeceği umrumda bile değildi.

http://www.halkizbiz.com/ankara-kalecik-karahuyuk-ilkokulunda-cumhuriyet-bayrami-makale,1283.html​  Web Sayfasından Alıntıdır.

MAKALE -  Fatma Zehra Köseley  - fatmazehrakoseley@gmail.com



745 kez görüntülendi.

Rastgele Haber;


 
Sayfa Etiketleri : Kalecik haber, Kalecik Kaymakamlığı , Kalecik Belediyesi, Kalecik Karası Üzüm Şarabı, kalecik tarihi yerler, develioğlu köprüsü, kalecik kalesi, kalecik ayvası, kalecik üzümü, kalecik karası, karahan konağı, kalecik hamamı, kalecik şehsuvar cami, kalecik tabakhane camii, kalecik kızılırmak, incirlik parkı, kalecik kültürü, ekonomisi, yerel insanları, kalecik ekmeği, kalecik kasnak böreği, kalecik cevizli çöreği, belediye başkanı nevzat şahin, kalecik un, kalecik yem ,kalecik devlet hastanei, kalecik müftülüğü,kalecik sydv vakfı, kalecik milli eğitim müdürlüğü, Kalecik Haber, Cep Haber , Mobil Haber, Olay Var, Sitenek Ekle Kodu Html Kodu, Kalecik Adına Aradığın Herşey Burada